ᚢ

Güçlü

Avukatlık Bürosu

Ana Sayfa/Makaleler/12. Yargı Paketi (7589 Sayılı Kanun): Hukuk Yargılamasından İcra Satışlarına, İdari Yargıdan HAGB'ye Neler Değişiyor?

12. Yargı Paketi (7589 Sayılı Kanun): Hukuk Yargılamasından İcra Satışlarına, İdari Yargıdan HAGB'ye Neler Değişiyor?

25 dk okuma
Güncellik notu (26 Temmuz 2026): Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak anılan Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 7589 sayılı Kanun numarasını almıştır. Ancak bu satırların yazıldığı tarih itibarıyla Kanun henüz Resmî Gazete'de yayımlanmamıştır. Dolayısıyla aşağıdaki düzenlemeler kabul edilmiş fakat henüz yürürlüğe girmemiş hükümlerdir. Somut bir dosyada bu hükümlere dayanılmadan önce Resmî Gazete metni, yürürlük maddesi ve ilgili geçiş hükmü mutlaka teyit edilmelidir. Sık yapılan bir karışıklığa dair uyarı: 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun bu paket değildir; o metin, kamuoyunda 11. Yargı Paketi olarak anılan ve ağırlıklı olarak Türk Ceza Kanunu, Avukatlık Kanunu ve Elektronik Haberleşme Kanunu'nda değişiklik yapan ayrı bir düzenlemedir. İki kanunun numaraları ve tarihleri birbirine yakın olduğundan uygulamada sıkça karıştırılmaktadır.

1. Yasama Süreci: Metin Yol Boyunca Değişti

Teklif, 22 Haziran 2026 tarihinde AK Parti milletvekillerince "2/3737" esas numarasıyla TBMM Başkanlığına sunulmuş; esas komisyon olarak Adalet Komisyonu, tali komisyon olarak Anayasa Komisyonu görevlendirilmiştir. TBMM'nin 25 Haziran 2026 tarihli duyurusuna göre teklif Adalet Komisyonunda kabul edilmiş, Genel Kuruldaki görüşmelerin ardından 16 Temmuz 2026'da yasalaşmıştır. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 17 Temmuz tarihli açıklamasında paketin 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi hedefleri doğrultusunda hazırlandığını belirtmiştir.

Uygulayıcı açısından asıl kritik nokta şudur: teklifin ilk hâlinde bulunan bazı maddeler yasama sürecinde metinden çıkarılmış, bulunmayan bazı maddeler ise eklenmiştir. Bu nedenle internette dolaşan ve teklifin sunuluş hâlini esas alan özetlerin bir kısmı bugün itibarıyla yanıltıcıdır.

Metne eklenenler

DüzenlemeNerede eklendi
TCK m.158'e "IBAN/hesap kullandırma" fıkrasıAdalet Komisyonunda AK Parti–MHP önergesiyle
İdari yargıda temyiz için 55.000 TL'lik "parasal fark" eşiğiGenel Kurulda kabul edilen önergeyle

Metinden çıkarılan / çıkarıldığı anlaşılanlar

DüzenlemeDurum
HMK m.371'e eklenmesi öngörülen, salt görevsizlik/yetkisizlik nedeniyle bozma yasağıTBMM duyurusuna göre Komisyonda AK Parti önergesiyle tekliften çıkarıldı
İİK'ya eklenmesi öngörülen m.34/a (idare aleyhine ilamlarda icra takibinden önce idareye başvuru zorunluluğu)Adalet Bakanlığının nihai özetinde yer almıyor
CMK m.134'ün yeniden düzenlenmesi (bilgisayarlarda arama; verilerin adli emanette 15 yıl saklanması)Adalet Bakanlığının nihai özetinde yer almıyor

Son iki başlık bakımından nihai hükmü Resmî Gazete metni verecektir; ancak Bakanlık özetinde bu düzenlemelere hiç değinilmemiş olması, bunların Genel Kurulda metinden çıkarıldığına işaret etmektedir. Bu husus, madde numaralarının da kaymış olabileceği anlamına gelir — yürürlük hükümlerini madde numarası üzerinden değil, düzenlemenin konusu üzerinden takip etmek gerekir.


2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Paketin En Çok Konuşulacak Bölümü

2.1. Belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılıyor

Paketin uygulamada en geniş etki doğuracak hükmü budur. HMK m.107 yürürlükten kaldırılmakta, bu davanın sağladığı hukuki yarar kısmi dava bünyesine taşınmaktadır.

Buna göre HMK m.109'a eklenen fıkrayla; alacağın sadece bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Gerekçede, hangi alacaklar için belirsiz alacak davası açılabileceği konusundaki tereddütlerin yargılamaları uzattığı; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği ihlal kararlarında, belirsiz alacak davası koşulları oluşmadığı hâlde bu şekilde açılan davaların reddedilmesini hak arama hürriyetine aykırı bulduğu belirtilmektedir. AİHM'in Yargı/Türkiye kararı ile AYM'nin Çetin Akboğa kararına da açıkça atıf yapılmıştır.

Pratik sonuç: Islah hakkı tüketilmeden, tahkikat sonuna kadar bir kez talep artırımı mümkün hâle gelmektedir. Bu, özellikle işçilik alacakları, tazminat ve ticari alacak dosyalarında dava stratejisini kökten değiştirecek bir yeniliktir.

Geçiş hükmü: Yürürlükten kaldırılan m.107, kaldırma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam edecektir. Yani derdest belirsiz alacak davaları tasfiye edilmeyecek, mevcut rejimle sonuçlandırılacaktır.

2.2. Duruşmalar arasındaki süre üç ayı aşamayacak

HMK m.147'ye eklenen fıkrayla, yazılı yargılama usulünde duruşmalar arasındaki süre üç aydan uzun olamayacaktır. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecektir.

Madde gerekçesinde, erteleme gerekçesinin duruşma tutanağında gösterilmesi gerektiği ve bu gerekçede "soyut ve genel açıklamalara değil, somut ve olaya uygun vakıalara" yer verilmesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Benzer bir kural basit yargılama usulünde hâlihazırda mevcuttur.

2.3. SEGBİS ile duruşmaya katılımda ıslak imza sorunu çözülüyor

HMK m.149'a eklenen fıkrayla; ses ve görüntü nakli yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. İstisnalar, m.154/3-(ç) kapsamındaki iradi işlemlerdir: ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma.

Gerekçeye göre bu değişikliğin amacı, ön inceleme duruşmaları dâhil olmak üzere e-duruşma kapsamının genişletilmesi ve coğrafi uzaklık ya da fiziksel engel nedeniyle mahkemeye erişimde zorluk yaşayanların yargılamaya etkin katılımının sağlanmasıdır.

Bu hüküm, Kanun'un yayımından üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

2.4. Davaların birleştirilmesi ve kanun yolu

Anayasa Mahkemesinin 17/6/2025 tarihli ve E:2024/237, K:2025/137 sayılı kararıyla HMK m.166/1'deki "ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar" ibaresi kanuni hâkim ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmişti. Doğan boşluk şu şekilde doldurulmaktadır:

  • m.166: İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacaktır.
  • m.168: Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecek; üstelik esas hükmün verilmesi beklenmeksizin, müstakilen.
  • İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilecektir. Bu husus tek başına, BAM'da hükmün kaldırılarak esastan incelenme, Yargıtay'da ise bozma sebebi teşkil etmeyecektir.

2.5. İstinafta kaldırma sonrası verilen kararların temyizi (HMK m.362)

Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli ve E:2026/49, K:2026/48 sayılı kararıyla m.362/1-(a) bendi, "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli" yönünden iptal edilmişti.

Yeni fıkraya göre; istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen karar, miktar veya değeri itibarıyla m.341/2'deki parasal sınırın üzerinde ise temyiz edilebilecektir. Bu sınırın altında kalıyorsa temyiz yolu kapalıdır. Ayrıca, temyiz sınırının altında kalan BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın kanundaki parasal sınırı geçmemesi ya da kararın yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması hâlinde de temyiz yoluna başvurulamayacaktır.


3. Türk Borçlar Kanunu m.55: Bedensel Zarar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatlarında Faiz Rejimi Değişiyor

Trafik kazası, iş kazası ve malpraktis dosyalarında çalışan meslektaşlar için paketin en önemli maddesi budur.

Mevcut uygulamada, TBK m.117 uyarınca haksız fiilin işlendiği gün temerrüt gerçekleştiğinden, hükmedilen tazminatın tamamına olay tarihinden itibaren faiz işletilmektedir. Oysa bu tazminatlar, mağdurun gelecekte elde edeceği varsayılan kazanç üzerinden hesaplanmaktadır.

TBK m.55'e eklenen fıkralarla ikili bir rejim benimsenmektedir:

  • Kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına → olay tarihinden itibaren kanuni faiz,
  • Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına → karar tarihinden itibaren kanuni faiz.

Gerekçede "bilinen dönem", hesaplamanın yapıldığı tarih itibarıyla kazancın belirlenmesine esas verilerin açıkça bilindiği dönem; "bilinemeyen dönem" ise bilinen son ücretten hareketle hesaplanan dönem olarak tanımlanmıştır.

İkinci yenilik — oransal mahsup: Bu tazminatlardan mahsup edilmek üzere, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Gerekçeye göre tahkikatın başlamasından sonra yapılan ödemeler bakımından oransal mahsup yapılmayacak; ödeme, işlemiş kanuni faiziyle birlikte toplam tazminattan düşülecektir. Mahsup işleminin öncelikle bilinen dönem tazminatından yapılması gerektiği de gerekçede belirtilmiştir.

Geçiş hükmü: Bu değişiklik, yalnızca yürürlük tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır. Önceki olaylar bakımından eski rejim devam edecektir — yani sigorta ve tazminat portföyünde uzun süre iki rejim paralel işleyecektir.


4. Kanuni Faiz (3095 Sayılı Kanun m.1) Yeniden Yazıldı

Anayasa Mahkemesi, 22/7/2025 tarihli ve E:2024/24, K:2025/164 sayılı kararıyla maddeyi "sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri" yönünden iptal etmiş, iptal kararının 1/9/2026'da yürürlüğe girmesine hükmetmişti. AYM'nin gerekçesi, paranın değerindeki aşınmayı telafi eden bir mekanizmanın öngörülmemesinin mülkiyet hakkına aykırı olduğuydu.

Yeni düzenlemeye göre, TBK ve TTK uyarınca faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle tespit edilmemişse ödeme, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i üzerinden yapılacaktır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü itibarıyla önceki yılın 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklılaşmışsa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın %80'i geçerli olacaktır.

Bu, sabit oranlı kanuni faiz döneminin sonu ve piyasa koşullarına endeksli, yıl içinde bir kez güncellenebilen bir modele geçiş anlamına gelmektedir.


5. İcra ve İflas Kanunu: Ortaklığın Giderilmesinde Satışlar Yeniden Kurgulanıyor

5.1. Mirasçılara özgü birinci artırma

İİK m.114/2'ye eklenen cümleyle; tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde, birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. Bu usul bir defaya mahsus uygulanır; mirasçılar arasındaki ilk artırmada alıcı çıkmazsa ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık şekilde yapılır.

Bu artırmada teklif verme bedeli, muhammen kıymetin tamamı (%100) üzerinden başlayacaktır. Gerekçede amacın, ortaklığın giderilmesi satışlarında görülen suistimallerin önlenmesi ve miras yoluyla intikal eden taşınmazların öncelikle mirasçılar arasında kalmasının sağlanması olduğu belirtilmiştir.

5.2. Teminat ve teklif eşikleri

  • Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar icra dairesine müracaat ederse, alacağının teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacaktır.
  • Hazine, tüm açık artırmalarda teminat göstermekten muaftır.
  • Ortaklığın giderilmesinde pay sahiplerinin payı oranında teminattan muaf tutulmasına ilişkin hüküm kaldırılmaktadır. Gerekçede, teminat yatırmama imtiyazından yararlanarak fahiş teklif verip ihaleyi üzerinde bırakan, sonra bedeli ödemeyerek ihalenin iptaline sebep olan pay sahibi pratiğinin önlenmesinin amaçlandığı açıkça ifade edilmiştir.

Asgari teklif eşikleri: haczedilen malda muhammen kıymetin %50'si; mirasçılar arasındaki birinci artırmada %100'ü; ikinci artırmada %50'si ile rüçhanlı alacaklar toplamından hangisi fazlaysa o miktar — her hâlde paraya çevirme ve paylaştırma masraflarının da aşılması şartıyla.

5.3. İhale bedelini yatırmayan alıcıya yaptırım

En yüksek teklifi verip süresinde ihale bedelini yatırmayan alıcı bakımından:

  • Alınan teminat iade edilmez; öncelikle satış masraflarından mahsup edilir, kalan miktar hak sahiplerine ödenir.
  • Bedeli yatırmayan alıcı satış isteyen alacaklı ise, muhammen bedelin %10'u kendi alacağından mahsup edilir.
  • Ortaklığın giderilmesinde teminat, satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödenir; bedeli yatırmayan kişi paydaş ise teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında ödenir.
  • Ayrıca ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin %5'i oranında idari para cezası verilir; ceza 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere tahsil dairesine bildirilir.

5.4. Vesayet altındaki kişilere ait malların satışı (TMK m.440 ve m.444)

Kısıtlıya ait taşınır ve taşınmaz malların satışı, UYAP'a entegre elektronik satış portalında açık artırma ile yapılacaktır. Taşınmazlarda ihale, vesayet makamının onamasıyla tamam olacak; onama kararının ihale gününden itibaren on gün içinde verilmesi gerekecektir. Gerekçe, fiziki yer kısıtı olmadan daha fazla kişinin pey sürmesiyle malın rekabetçi ortamda en yüksek değerden satılmasını amaçlamaktadır.

Bu hükümler yayımdan üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

Geçiş hükmü (hem İİK hem TMK için): Değişikliklerin yürürlüğünden önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında yeni hükümler uygulanmaz; bu artırmalarda eski hükümler geçerliliğini korur.


6. İdari Yargı: Tek Hâkim Alanı Genişliyor, İstinaf–Temyiz Dengesi Yeniden Kuruluyor

6.1. Tek hâkimle çözümlenecek davalar (2576 s.K. m.7)

Parasal sınır, gerekçede belirtildiği üzere 2026 yılı için 486.000 TL'ye karşılık gelmekte olup madde metnine doğrudan "dört yüz seksen altı bin Türk Lirası" olarak yazılmıştır. Bunun ötesinde, parasal değere bakılmaksızın tek hâkimle görülecek dava türleri sayılmıştır:

  • Konusu 486.000 TL'yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları (düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç),
  • Öğrenciler hakkındaki disiplin cezası, sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar (uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç),
  • Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri,
  • Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar,
  • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezaları (mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyenler hariç),
  • 2022 sayılı Kanun'un (65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesizlere aylık bağlanması) uygulanmasından doğan davalar.

Vergi mahkemelerinde de tek hâkim sınırı 486.000 TL'ye yükseltilmiştir.

Geçiş hükmü: Bu değişiklik, yürürlük tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanacaktır.

6.2. İstinafta kaldırma ve geri gönderme (İYUK m.45)

Bölge idare mahkemesi; kararı hukuka uygun bulursa, sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçeyi hatalı veya eksik bulursa gerekçeyi değiştirerek, maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse düzelterek istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Gerekçenin değiştirilmiş olması tek başına kararı temyize açmayacaktır.

Dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderileceği hâller sınırlı sayıda sayılmıştır: ilk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin nihai kararlara karşı istinafın haklı bulunması; görevsiz/yetkisiz mahkeme ya da reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçe reddi gerekirken esasa girilmesi; eksik veya yanlış hasımla tekemmül; talep hakkında karar verilmemesi veya eksik hüküm; keşif/bilirkişi incelemesi yaptırılmaması; duruşma yapılmaması.

Kritik istisna: keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliğini bölge idare mahkemesi kendisi giderebilecektir. Sayılan hâller dışında kaldırma ve geri gönderme kararı verilemeyecektir — geri gönderme artık istisnai bir yoldur.

6.3. Kaldırma kararı üzerine yeniden verilen kararların temyizi (İYUK m.46)

Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli ve E:2024/189, K:2025/83 sayılı kararı doğrultusunda, BAM'ın kaldırma kararı üzerine yeniden verdiği kararlar kural olarak tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay'da temyiz edilebilecektir.

Temyiz yolu kapalı olan hâller (kaldırma üzerine yeniden karar verilmiş olsa dahi):

  • İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar,
  • 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun'dan kaynaklanan davalar,
  • 3091 sayılı Kanun'dan (taşınmaz zilyetliğine tecavüzün önlenmesi) kaynaklanan davalar,
  • 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'ndan kaynaklanan davalar,
  • Sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararlar.

Ayrıca m.46/1-(c) bendi (konusu 270.000 TL'yi aşıp 920.000 TL'yi aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler) yürürlükten kaldırılmaktadır.

Genel Kurulda eklenen 55.000 TL eşiği: Temyiz sınırının altında kalan davalarda, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge idare mahkemesi kararı arasında hükmedilen tutarlar arasındaki parasal farkın 2026 itibarıyla 55.000 TL'yi geçmemesi hâlinde temyiz yoluna başvurulamayacaktır. Dahası, 486.000 TL sınırını aşmadığı için tek hâkimle karara bağlanan davalarda, fark 55.000 TL'yi aşsa dahi temyiz yolu kapalıdır.

Geçiş hükmü: Bu düzenleme, yürürlük tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacaktır.

6.4. Danıştay'ın daire sayısı

2575 sayılı Kanun geçici m.27'de yer alan ve daire sayısının ona indirilmesi için öngörülen "on yıl" ibaresi "on dört yıl" olarak değiştirilmektedir. Böylece 23 Temmuz 2026'da dolacak süre dört yıl uzamaktadır. Boşalan her iki üyelik için bir üye seçimi yapılması uygulamasından da 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Bu madde, 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayım tarihinde yürürlüğe girecektir.


7. Ceza Muhakemesi Hukuku

7.1. HAGB yeniden yazıldı (CMK m.231)

Anayasa Mahkemesi, 10/7/2025 tarihli ve E:2024/98, K:2025/149 sayılı kararıyla CMK m.231'in beş ilâ ondördüncü fıkralarını iptal etmişti. İptal gerekçesi, HAGB'nin kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele suçları bakımından uygulanmayacağına dair bir düzenleme bulunmamasının, Anayasa m.17'nin Devlete yüklediği usul yükümlülüğüyle bağdaşmamasıydı. Karar 31/12/2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştı.

Korunan unsurlar: İki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası sınırı; sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olması; yeniden suç işlemeyeceği kanaati; zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi; beş yıllık denetim süresi; denetim süresinde dava zamanaşımının durması.

Yenilikler:

  1. Mutlak istisna: HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar hakkında uygulanmayacaktır.
  2. Kanun yolu açıldı: İstinaf yoluna başvurulamayacağına ilişkin hükümler (m.272/3) saklı kalmak üzere, HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla BAM veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açıktır. İnceleme, "usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar" yönünden yapılacaktır. Bu, itiraz merciiyle sınırlı denetim döneminin sonu anlamına gelir ve HAGB uygulamasında en köklü değişikliktir.
  3. Denetim süresine aykırılıkta esneklik: Kasten yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklayacak; ancak yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecektir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilecek; itiraz mercii yalnızca bu fıkradaki koşullarla sınırlı değerlendirme yapabilecektir.
  4. Kayıt rejimi: HAGB kararları kendilerine mahsus bir sisteme kaydedilecek; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak C. savcısı, hâkim veya mahkemece istenmesi hâlinde kullanılabilecektir.

7.2. TCK m.158'e eklenen fıkra: "IBAN mağdurları" düzenlemesi

Adalet Komisyonunda önergeyle eklenen bu fıkraya göre; dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla, banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin dolandırıcılığı planlayan, organize eden, yöneten veya suçtan esas menfaati sağlayan kişiler bakımından hiçbir değişiklik öngörmediğini; yeni bir suç ihdas edilmediğini ve hiçbir fiilin suç olmaktan çıkarılmadığını vurgulamıştır.

Geçiş hükümleri (uygulamada en çok başvurulacak kısım):

  • Yürürlükten önce hüküm verilmiş olup dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan fıkranın uygulanacağı kişilerin, bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine iletilecektir.
  • Dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında TCK m.168 uygulanmamış hükümlülerden fıkranın uygulanacağı kişiler, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, TCK m.168/2'deki "cezanın yarısına kadarı indirilir" hükmünden yararlanabilecektir. Bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.
  • Bu hükümler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen hükümler bakımından da uygulanacaktır.

Bu düzenleme, 7571 sayılı Kanun'la getirilen ve bilişim suçlarında elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınmasını düzenleyen CMK m.128/A ile birlikte okunmalıdır: kanun koyucu bir yandan hesap hareketlerine hızlı müdahale imkânı tanımakta, diğer yandan salt hesabını kullandıran kişi bakımından cezayı ölçülü hâle getirmektedir.

7.3. Genetik inceleme sonuçları (CMK m.80)

Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E:2025/141, K:2025/274 sayılı kararı (RG: 18/3/2026, 33200) doğrultusunda maddede boşluk doldurulmaktadır:

  • İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilecek, bir örneği delil olarak saklanmak üzere soruşturma/kovuşturma makamına gönderilecektir.
  • Kayıtlar; KYOK'a itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya CMK'ya göre ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde derhâl; diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle C. savcısı huzurunda yok edilecektir.
  • İlgili kişi, bu süre içinde saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde silinme talebinde bulunabilecektir.
  • Kayıtlar, yürütülen bir soruşturma/kovuşturmada maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya C. savcısı kararıyla kullanılabilecek; mahkeme/hâkim kararlarına karşı itiraz, savcı kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru yolu açık olacaktır.
  • Usul ve esaslar, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenecektir.

7.4. Kaçak sanık (CMK m.247/3)

AYM'nin aynı tarihli kararı doğrultusunda; kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek, ancak daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir. Güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanık, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek ve bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.

7.5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı (CMK m.308)

  • Kapsam genişledi: Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı (onama, düzeltilerek onama, bozma, ret, düşme, incelenmeksizin iade ve tevdi dâhil) itiraz edilebilecektir.
  • Süre değişti: İtiraz süresi bir aydan üç aya çıkarılmış; sürenin başlangıcı ilamın verilmesi değil, dosyanın fiziki olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarih olarak belirlenmiştir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
  • İstem sahipleri netleşti: Sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış olanlar ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar istemde bulunabilecektir.

Geçiş hükmü: Yürürlükten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanacaktır.


8. Diğer Düzenlemeler

Noterlik Kanunu m.55. Noterlik evrak ve defterleri; mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler tarafından yahut konusu belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınanlarca incelenebilecektir. Evrakın aslı istendiğinde noter, bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylayacak, örneği aslının yerinde saklayarak aslını ilgili mercie gönderecektir. Onaylı örnek istendiğinde ise evrak elektronik ortamda taranıp güvenli elektronik imzayla imzalanarak elektronik ortamda iletilecektir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta ve yol masrafı hariç harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti dâhil hiçbir ücret alınmayacaktır.

Adli Tıp Kurumu (2659 s.K. m.26). İhtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi şartı aranacak; ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olacaktır. Düzenleme, AYM'nin 8/10/2025 tarihli ve E:2024/214, K:2025/197 sayılı kararına dayanmaktadır (söz konusu hususların Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal). Geçiş: Yürürlük tarihi itibarıyla dört yıl veya daha fazla görev yapmış olanların görevi sona erecek, dört yıldan az görev yapanlar kalan süreyi tamamlayacaktır; görevi sona erenler yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam edecektir.

Hâkimler ve Savcılar Kanunu (2802 s.K.). AYM'nin 10/7/2025 tarihli ve E:2022/107, K:2025/146 sayılı kararı doğrultusunda, hâkim ve savcı yardımcılarına verilecek eğitim konuları ile sınav usul ve esasları kanun düzeyinde belirlenmektedir. Sözlü sınavda değerlendirilecek dört ölçüt (mevzuat–içtihat–uygulama bilgisi; mesleki yeterlilik ve ifade yeteneği; özgüven ve temsil kabiliyeti; Türkçeyi kullanma becerisi ile genel kültür) her biri yirmi beşer puan üzerinden değerlendirilecek, her üyenin verdiği puan ayrı ayrı tutanağa geçirilecektir. Mazeret sınavına ilişkin hükümler de ihdas edilmiştir.

Ayrıca m.63'e eklenen bentle, hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması açıkça uyarma cezası sebebi hâline getirilmiştir. Gerekçede, hukuki nitelendirme ve değerlendirme yetkisinin münhasıran hâkim ve savcıya ait olduğu vurgulanmıştır. Bu hüküm, bilirkişilik uygulamasındaki genişlemeye karşı disiplin yaptırımıyla desteklenen bir sınır çizmektedir.


9. Yürürlük Takvimi

Kanun'un yürürlük maddesi üç kategori öngörmektedir:

KategoriYürürlük
Danıştay daire sayısına ilişkin madde23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayım tarihinde
TMK m.440 ve m.444 (vesayet — elektronik satış) ile HMK m.149 (SEGBİS/imza)Yayımdan üç ay sonra
Diğer maddelerYayım tarihinde
Uyarı: Teklif metnindeki madde numaraları, Genel Kurulda bazı maddelerin çıkarılmış olması nedeniyle nihai kanunda kaymış olabilir. Yürürlük hükümleri madde numarası üzerinden değil, düzenlemenin konusu üzerinden takip edilmelidir.

10. Uygulayıcı İçin Kontrol Listesi

  1. Derdest belirsiz alacak davaları — kaldırma tarihinden önce açılmışsa eski rejim devam eder; sonrası için kısmi dava + talep artırımı stratejisine geçilmeli.
  2. Bedensel zarar / destekten yoksun kalma dosyaları — olay tarihi, yeni faiz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen tek kriter. Portföydeki dosyalar olay tarihine göre ayrıştırılmalı.
  3. Ortaklığın giderilmesi satış dosyaları — ilan tarihi kritik eşik. Yürürlükten önce ilanı yapılmış artırmalar eski hükme tabi.
  4. HAGB kararları — istinaf yolunun açılmasıyla birlikte süre ve usul yönünden yeni bir kanun yolu takvimi doğuyor; itiraz refleksinin gözden geçirilmesi gerekiyor.
  5. Dolandırıcılık dosyaları — hesabını/ödeme aracını kullandırmakla sınırlı iştirak iddiası bulunan müvekkiller bakımından, dosyanın kanun yolu mu yoksa infaz aşamasında mı olduğu tespit edilmeli; infaz aşamasındakiler için altı aylık ihtar süresi planlanmalı.
  6. İdari yargı dosyaları — dava açılış tarihi (tek hâkim kuralı) ve BAM karar tarihi (temyiz kuralı) ayrı ayrı geçiş kriterleri; 486.000 TL ve 55.000 TL eşikleri birlikte değerlendirilmeli.
  7. Her hâlde — Resmî Gazete metni yayımlandığında nihai madde numaraları, çıkarılan hükümlerin akıbeti ve geçiş fıkraları yeniden kontrol edilmelidir.

Kaynaklar

  1. T.C. Adalet Bakanlığı, "12. Yargı Paketi, TBMM Genel Kurulunda Kabul Edildi", 17.07.2026.
  2. TBMM Meclis Haberleri, "12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda Kabul Edildi", 25.06.2026.
  3. Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (Esas No: 2/3737), TBMM Başkanlığına sunuluş tarihi 22.06.2026 — teklif metni, genel gerekçe ve madde gerekçeleri.
  4. 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG: 25.12.2025, S. 33118 (karşılaştırma ve bağlam amacıyla).

Bu çalışma, 26 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla erişilebilen resmî belgeler esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Kanun Resmî Gazete'de yayımlandığında metin güncellenecektir.